Z Kuşağı – YouTube nesli / Fijital* nesil

NOT: Bir haftadan fazla bir süre bu nesil hakkında epey araştırma sonucu inceledim. Bunların tamamı yabancı kaynaklı. Maalesef Turkiye’de bu alanda da elle tutulur bir araştırma, bir çalışma yok. Birkaç program seyredeyim dedim, YouTube’a göz attım. Çok eski bilgileri kullanan profesörleri gördüm. Koca koca profesörler bile hiçbir bilimsel temele dayanmayan teoriler üretmişler. Benim anlamadığım, elle tutulur bir araştırma yapmadan bir tez bir teori nasıl ortaya atılıyor? “Arastirmaciyim, psikiyatristim, pedagogum” diyen ama bir tane bile çalışması olmayan, kusurunu örtmek için “Bu çalışmaları yapanlar hep holdingler, kapitalist Bati.” diyen kişiler midemi bulandırdı.


Bildiğim kadarıyla Milattan önce 3 bin yılında Sumerlerin yazdığı tabletlerde kuşak çatışmalarından bahsediliyor. Yani gençler ve yetişkinler arasındaki çatışma yeni karşılaştığımız bir şey değil. Bizden önceki nesiller de bunu  biliyorlardı. O yüzden zamanı değil insani anlamaya çalıştılar. Tabii çözemediler. Her dönemin insani farklıydı ve bunun farkına varamadılar. Insani zamana göre degerlendiremediler. Dolayısıyla bu sorun kuşaklar boyu devam etti.

Zamana göre değerlendirme yapamamalarinin en önemli nedeni, 21. Yüzyıl’dan önceki nesiller arasında çok fazla farklılıkların olmamasıydı. Mesela 1500’lu yıllarda doğan biriyle 1600’lu yıllarda doğan biri arasında 100 yıllık bir zaman farklı olmasına rağmen bilgi, fikir üretebilme, düşünme, hissetme gibi konularda ayırt edilemeyecek kadar az fark vardı. Dolayısıyla üstünde çok durulmadı.

Bu güne baktığımızda ise doğum yılları arasında 15-20 yıl fark olan kişiler arasında bile her anlamda fark edilmemesi imkansız birçok ayırt edici özellikle karşılaşıyoruz. Hatta bugün 5-10 yıl ara ile doğan kişilerde bile bazı noktalarda inanılmaz farklar olabiliyor.

Yetişkinler bunu bilmediklerinden, ayrıca tarihin her döneminde olduğu gibi gençleri kucumsediklerinden, anlamaya değer bulmadılar. Gençleri zamana uygun bir şekilde incelemek yerine insani anlamaya çalıştılar. Halbuki insan dediğimiz varlık değişiyordu. Çünkü zaman değişiyordu.

“Ben nasıl yapıyorsam çocuğum da öyle yapacak, ben nasilsam çocuğum da öyle olacak” mantığıyla hareket ettiler, psikolojisi bozuk nesiller yetiştirdiler.

Çocuklarınızı kendi döneminize göre değil onların içinde bulundukları döneme göre yetiştirin.

Hz Ali

Kuşakları sınıflandırmak?

Kuşaklar sınıflandırırken araştırmacılar her konuda olduğu gibi Z kuşağı için de birbirleriyle ayrılığa düşüp 1995-1999-2000 gibi farklı yılları başlangıç noktası kabul etseler de çoğu 1995’i esas alır. Nedeni, 95 ve sonrasında doğanların 11 Eyllul 2001’de yaşanan ve dünyada artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını gösteren ikiz kuleler saldırısını hatırlamıyor oluşu. Bu konuda birçok araştırmacı hemfikir olduğu için 1995 yılını biz de esas alabiliriz.

Her ne kadar kendimizi X Y Z olarak sininflandirmak hoşumuza gitmese de böyle sınıflandırmalar var ve sırf bu kuşakları anlamak için her yıl milyarlarca Dolar para harcanıyor. Yani çalışmaların yapılması için sınıflandırma şart.

Yaş ilerledikçe bilgi ve deneyimimiz artıyor. Buna paralel olarak etrafımızdaki nesnelere, kavramlara, insanlara kendmizi kapapatiyoruz. Yani bilgi ve deneyimle aslında etrafımıza bir duvar oruyoruz ve etrafa oduvarlarin içinden bakıyoruz. Kabul edelim ya da etmeyelim bu kendine kapanış az çok herkeste var.

Ancak nesilleri diğer nesilleri daha iyi anlamaya çalışırsak, onlar hakkında bilgi edinirsek bu lanet duvarı kırıp onların dünyasına onların gerçekleriyle bakabilir ve belki farklı bir şekilde düşünebiliriz.

Bazıları kuşak siniflandirmasini Amerikan icadı diye kabul etmiyor. Halbuki 14. Yüzyıl’da, batılı sosyologların ‘Sosyolojinin Ustası’ olarak kabul ettikleri Ibn-I Haldun, Mukaddime adlı eserinde ilk kez böyle bir siniflandirmayi yapmıştı. Yani bu sistem teorisinin asil kaynağı batı değil. Gerçi neresi olduğu çok da önemli değil bana göre ama itiraz edenlere fikrimi söylemek istedim.

Adı nereden geliyor?

Aslında birçok isimlendirme var.

Z Nesli (gazeteci Bruce Horovitz’in önerisi. Sanırım bu tuttu)
Post-Milennial
iGeneration (iPod, iPad, iPhone gibi cihazlardan)
Net Gen (internet jenerasyonu olduğu için)
Digital Natives
Gen Tech
Gen Wii
Gen Plurals
Delta Generation (New York Times önerisi)

Bu isimlerden üç tanesi önemli

En çok kullanılanı “Generation Z” (ya da Gen Z) yani Z Kuşağı. X ve Y’den sonra geldiğinden midir, tek harf olduğundan midir bilmem ama tutmuş.

Post-Milennial kısmen de olsa tuttuğu için önemli. Bir diğer önemli nedeni ise U.S. Department of Health and Human Services tarafından bu ismin verilmiş olması. Dünya benim fikrimi takmayacak olsa da belirtmem lazım, ben bu ismi hiç beğenmedim. Önceki nesillerle hiçbir şekilde bağlantısı olmayan, onlardan her yönüyle ayrılan tek nesil bu. Dolayısıyla herhangi bir neslin devamı değil bu nesil. Isim her ne kadar “sonrası ” manasını veren “post” ekini ihtiva etse de Milennial, yani Y nesli ile ilgili bir ilişkiyi, bir devamlılığı çağrıştırıyor.

Üçüncüsü ve bence en çok dikkat çeken ise Homeland Generation. Y kuşağı hakkında da birçok kitabın yazarı olan William Strauss ve Neil Howe’nin araştırma şirketi 2005 yılında internet üzerinden bir ankete sponsor oldu. Çalışmada Amerikalılardan bu kuşak için bir isimlendirme yapmaları istendi. Seçilen isim Homeland Generation oldu. Bu isim ise yarışmanın 11 Eylül 2001 yılının üstünden kısa bir süre geçmiş olması ve insanların evde kalmayı ve çocuklarını evden çıkarmamayı daha güvenli bulmalarına işaret ediyordu.

Yetişkinlerin gençleri nasıl tanımlıyor?

Çok bireysel
Bencil
Apolitik
Patavatsız, dilleri kürek gibi
Saygısız
Sadık değil
Tatminsiz

Aslında yetişkinler 3 bin yıldır aynı kelimeleri kullanıyor. Milattan önce 350’de yani bundan 2368 yıl önce Aristo (O ki Büyük Iskender’in akıl hocası) gençler için ne demiş:

 

Bu günlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar. Yetişkinlere karşı saygısızlar. Ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenlerini sinirlendiriyorlar.

Şimdi daha eskilere, Aristo’dan 450 yıl öncesine gidelim. Hesiod yaklaşık 3 bin yıl önce bakın ne söylemiş:

Günümüz gençleri öyle umursamaz ki, ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere, büyüklere karşı saygılı olmayı, ağır başlı davranmayı öğretmişlerdi. Şimdiki gençler kurallara boş veriyorlar. Çok duyarsızlar ve beklemesini bilmiyorlar.

 

Peki Y kuşağı kendini nasıl tanımlıyor?

Türkiye’de gençlerin %73’u kendini tanımlarken “Sorumluluk sahibi ve sadik” diyor.

Diğer ülkelerde de aynı. 4 yıl önceki bir çalışmaya göre Z kuşağının kendini tanımlama biçimi: “Sorumluluk sahibi, düşünceli, açık fikirli, kararlı, merhametli, sadık”

Aynı fikirde miyiz? 🙂  Yetişkinlerin gençlerle aynı fikirde olmadıklarına eminim.

Bence burada sorulması gerekenler açık: Bizim bu kelimelerden anladiklarimizla onlarınki aynı mi? Onlar hangi konuda kendini sorumluluk sahibi hissediyor? Neye sadıklar? Hangi konuda dusunceliler? Neye karşı açık fikirliler? Kime karşı merhametliler?

 

Şimdi bu kuşağın bazı özelliklerine bakalım

YouTube onlar için okuldan daha önemli

Arama motoru olarak Google o kadar da önemli değil. Ergenlerin % 52’si arama motoru olarak YouTube’u ve digger sosyal medya kanallarını kullanıyorlar. Genç yetişkinler de buna eklenince YouTube dünyanın ikinci büyük arama motoru haline geliyor.

Bu nesil önceki nesillerden daha farklı bir dil kullanıyor. Onlar için kavramlar çok şey ifade etmiyor.

Ben Y kuşağının bir üyesi olarak arkadaşıma esprili olduğunu düşündüğüm bir mesaj gönderiyorum. Bu mesaj harflerden, kelimelerden, cümlelerden, aslında kavramlardan oluşan bir mesaj. Arkadaşım bu espriyi anlayıp gülüyor.

Fakat aynı şey Z kuşağı için geçerli değil. Onlara göstermediğiniz zaman anlamıyorlar, anlasalar da çok şey ifade etmiyor. Gönderin bir emoji ya da fotoğraf, anlatmak istediğinizi anlatmış olursunuz.

Bu anlamda youtube bir görsel iletişim aracı olarak onlar için arama motoru haline geldi. Çünkü google’da bir arama yaptıkları zaman karşılarına web siteleri çıkacağını ve bunun okunması gereken şeyler olduğunu biliyorlar. Youtube öyle değil. Bir dersi anlamadı mi? Soruyor youtube’a öğreniyor, okula gidip sınavı geçiyor. Öğretmeninin haftalarca belki aylarca anlatamadığı bir konuyu youtube aracılığıyla on – on beş dakikada öğreniyor.  Ondan sonra “Ya bu Z kuşağı çok bozuk” Sorun başka yerde olmasın?

Z kuşağı mutlu mu?

Varkey Foundation’un gelişen ve gelismekten olan ulkeler icin yaptığı araştırmaya göre Z kuşağının üçte ikisi mutlu.

Gelişmekte olan ülkelerde yaşayan Z kuşağı, gelişmiş ekonomiye sahip ülkelerde yaşayan Z kuşağından daha moutlu. Mesela oran Nijerya’da 78, Endonezya’da 90 fakat Ingiltere ve Fransa’da %57.

 

Z kuşağının mutluluk kaynağı olarak gördüğü unsurlar:

 

Görüntüde en çok dikkatimi çeken kısım %91 arkadaşlarla, %92 aile ile iyi ilişki olması. Bence bu kadar gencin mutluluk kaynağı olarak insan ilişkilerini görmesi çok olumlu. Biz insan ilişkilerinin mutluluğa ve hayattaki başarıya nasıl ettiğini dünyanın en uzun araştırması olan ve “Mutluluğun kaynağı nedir?” Sorusunun cevabını arayan çalışmada görmüştük. Herkesin izlemesini tavsiye ettiğim, benim de yılda en az birkaç kez izlediğim bu videodaki konuşmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Daha önce izlemeyen ya da bu araştırmadan haberdar olmayan varsa mutlaka izlesin. Z kuşağının neredeyse tamamının insan ilişkilerinden beklentisini neden önemli gördüğümü o zaman daha iyi ifade etmiş olurum.

Aynı araştırmaya göre Z kuşağının yeteri kadar uyuma, spor yapma oranı %50’den az. Gençler için zihinsel sağlık oranlarına bakıldığında Ingiltere 20 ülke içinde en düşük ikinci ülke.

Z Nesli de dünyanın durumu hakkında karamsar. Özellikle Ingilitere gibi gelişmiş ülkelerdeki çocuklar karamsar. Cin, Hindistan, Malezya gibi ülkelerde çocuklar daha umutlu.

Bu kuşak bu kadar mutluysa depresyon nereden geliyor?

Açıkçası ben “Mutlu musun?” sorusuna verilen cevaplara inanmıyorum. Kişi bu sorulara doğru cevap veremeyebilir. Kişinin “Mutluyum.” demesi onun mutlu olduğunu bilimsel olarak ispatlamaz. 3’te 2’si mutlu olduğunu söyleyen bir kuşak var ama bir yandan %49’u depresyonda, anksiyete ile uğraşıyor. Mutsuz olduklarını söylüyorlar ve bunun kaynağını da sosyal medya olarak gösteriyorlar. %72’si sosyal medya yüzünden kötü hissettiğini söylüyor. Bu doğru değil. Çünkü yukarıda da belirttiğim gibi araştırma sonucuna göre sosyal medyayı hiç kullanmayanlarla aşırı kullananlar arasında bir korelasyon bulunamamış.

Araştırmacıların, insanların sözlerini neden olduğu gibi aldıklarını anlamıyorum.

Araştırmaya katılanların %34’u sosyal medyayı tamamen bırakmayı düşündüklerini söylemiş, %64’u ara vermek istediğini. %72’si ise sosyal medyanın kendilerine çok zarar verdiğini söylemiş.

*Fijital çocuklar

Sanırım bu kelimeyi Türkçe literatüre geçiren ilk kişi benim. Arastirmalarima göre daha önce bu sözcükten (Phygital) herhangi bir Türkçe kaynakta bahsedilmemis. Hatta sözlüklerde de bulamadım. Sözcük, physical (fiziksel) ve digital (dijital işte) sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş. Manası açık. Bence yeni nesli en iyi ifade eden sözcük bu. Yanılmıyorsam David Stillman adında biri ortaya atmış.

Z kuşağı çocuklarının (ya çocuklarının diyorum ama çoğu artık yetişkin, kusura bakmasınlar) çoğu internetsiz ya da sosyal medyasız bir dünyayı hiç görmedi. Internetin ve teknolojinin hızla gelişmesine kolayca ve hızlıca adapte olabiliyorlar.

Z nesli risklere daha tedbirli yaklaşıyor

1991’de gençlerin %26’si ya hiç ya da çok nadiren emniyet kemeri takarken 2013’te bu oran %8.  Bu, 22 yıl öncenin gençlerinin daha cesur olduğu anlamına gelmez, bu günün gençlerinin eskilere göre daha bilinçli olduğunu gösterir. Burada elbette kanuni düzenlemelerin de etkisi var.

Annie E. Casey Foundation’in 2016’da yürüttüğü çalışmaya göre 18 yaş altı hamilelik önceki nesle göre daha az. Okulda derslere katılım daha fazla, mezuniyet oranı daha yüksek.

18 yaş altı hamilelik önceki nesle göre daha az. Sadece 6 yıl içinde hamilelik %40 azalmış. Alkol ve uyuşturucu kullanımı %38, liseden mezun OLMAMA %28 azalmış. Yani Z kuşağı internete kafayı gömmekten dolayı buluşup sevişemiyor.

Tarihin en yalniz nesli: Z kusagi

Arastirma sonucuna gore yalnizlik gunde 15 sigara icmek kadar zarar veriyor. Bu da yalnizligin obeziteden daha zararli oldugunu gosteriyor.

 

Yaş Yalnizlik Skoru
Z 18-22 48.3
Y 23-37 45.3
X 38-51 45.1
(Ortalama) Ortalama 44
Bebek Bombardimani 52-71 42.4

 

Yalnızlığın nedeni sosyal medya değil

Bu kuşağın kendini yalnız hissetme nedeni başta telefon olmak üzere akıllı cihazlar, sosyal medya ve oyunlar, diye düşünebiliriz ama değil. Sosyal medyaya, oyunlara bu kadar bağlı olan kişilerde bir sosyal izolasyon oluştuğu doğrudur. Ancak yukarıda kaynağını verdiğim çalışmada sosyal medya ve yalnız hissetme arasında bir korelasyon bulunmadığı yazıyor. Bu kanalları aşırı kullanan kişilerle hiç kullanmayan kişiler arasında çok fark görülmemiş.

Yeteri kadar uyku, egzersiz, çalışma, aile ile vakit geçirme yalnızlık hissini azaltacaktır diyor araştırma.

Okuma yeteneklerini köreldi mi?

“Çocuğum Kitap okumuyor” demeyin. Onların gözleri, bünyeleri kitaba bakmaya değil ekrana bakmaya alışmış olabilir.  Z kuşağından değilim fakat ben bile ekrandan okumaya bayılıyorum. Akıllı cihazda okumayı çok daha kullanışlı buluyorum. Z kuşağı her ne kadar daha fazla izleyen, görselliğe önem veren, video seven bir kuşak olsa da “Okuma yeteneklerini kaybettiler” diyemeyiz, “dönüştü” diyebiliriz. Buyurun araştırma sonucu.

Teknoloji konusunda gerçekten becerikliler mi?

Nasıl yonlendirildiklerine, nasıl eğitim aldıklarına, kısacası nasıl yetistirildiklerine bağlı.

Biz onların bizden daha fazla teknoloji bilgisine sahip olduklarını düşünüyoruz ama bence yanılıyoruz. Teknoloji zaten hemen her alanda kompakt hale gelmiş durumda.

Kısa bir zaman öncesine kadar sadece fotoğraf çekmeyi bilen kişiler fotoğraf çekebilirdi. Çünkü makinienin bir şekilde önceden ayarlanması gerekiyordu. Bugün buna ihtiyaç yok. Bırakalım fotoğraf makinesinin kompakt hale gelmesini, telefonla bile çok güzel fotoğraflar çekilebiliyor. Onların bu kompakt cihazları kullanarak ise yarar çıktılar elde etmeleri, çok da teknoloji bilgisine sahip olduklarını göstermez.

Bir başka örnek web sitesi hazırlama. Su an yüz milyonlarca, milyarlarca web sitesi var. Bu web sitelerinin büyük çoğunluğu hiçbir tasarım ya da yazılım bilgisine sahip olmayan kişiler tarafından kuruldu. Mesela su an bu satırları okuduğunuz web sitesi için WordPress altyapısı kullanıldı, çeşitli eklentilerle, zaten daha önceden kompakt hale gelmiş birçok uygulama kullanılarak çok kısa bir süre içinde oluşturuldu. Oysa daha kısa bir zaman önce uyduruk bir web sitesi hazırlamak için bile ileri seviye yazılım bilgisine ve çok uzun bir zamana ihtiyaç vardı.  Maliyetten, ulasilabilirlikten bahsetmiyorum bile.

Çocuğum telefonu tableti çok iyi kullanıyor, demek ki üstün zekâlı

Çocuğun akıllı cihazları çok iyi kullanması sadece o cihazların üreticilerinin kullanıcı dostu bir cihaz yaptığını gösterir. Tabii çocuğun geri zekâlı demek değil bu ancak çocuğunun zeki olduğunu da göstermez. Hatta o çocuğun kendisinden beklenin üzerinde bir performans göstermesinden dolayı çocuğun ebeveynini o çocukla ilgilenmediği konusunda suclayabiliriz de. Bu cihazlar geri zekâlıların bile kullanabileceği şekilde tasarlanıyor, üretiliyor.

Çocuğun akıllı cihaz / internet bağımlısı olmasın?

Dünya sağlık örgütünün sürekli dikkat çektiği ve üzerinde titizlikle durduğu bir konu bu. Çocukların teknoloji bağımlılığı. Hatta o kadar üstünde duruluyor ki, yeni bir çalışma sadece çocukların değil ebeveynlerin de artık bağımlı olduğunu ve çocuklarla ilgilenmediklerini, bu yüzden çocukların daha fazla teknoloji bağımlısı olduğunu gösteriyor.

Ayrıca teknoloji bağımlılığı diğer birçok bağımlılığın da oluşmasında rol oynuyor. Mesela oyun bağımlılığı, ev bağımlılığı gibi.

Bu bağımlılık onların yalnızlaşmasına da neden oluyor. Çocuklar sokakta kendileri için birkaç arkdas edinmek yerine  oyun oynamak için sınırsız sayıda arkadaş bulabilecekleri ve iletişim kurabilecekleri interneti daha çok seviyorlar. Sokaktaki az seçenekten, internetteki sonsuz seçeneğe yöneliyorlar.

6 Saniyede onların ilgisini çekmek zorundasın

Bizim gibi dakikalarca bir bilgisayarın açılması ya da dakikalarca bir web sayfasının yuklenmesini beklemeyi çok ilginç görüyorlar. Bunun tarihi bir olay olduğunu düşünüyorlar. X ve Y neslinin ilgisini çekmek için reklamcıların 12 saniyeye ihtiyacı vardı. Bu şimdi 6 hatta 4 saniyeye düşmüş durumda. Değişen x ve y nesli değil yeni bir kuşağın gelmiş olması. “6 saniyede ne söyleyeceksen şöyle, yoksa cık git” modundalar.

6 saniye bittikten sonra “Reklamı Geç” butonuna basıyorlar. Onlara uzun uzun hikaye anlatamazsınız. Size ayıracak vakitleri yok.

Dünyayı degistirebileceklerine inanıyorlar

Z kuşağının dörtte biri gönüllülük projelerinde yer alıyor (Tabii Turkiye’de böyle biro rani beklemek şimdilik hayal gibi).

Dünyayı değiştirmeye sadece eğilimleri yok, aynı zamanda değiştiriyorlar da.  Logan LaPlante “Hackschooling beni mutlu ediyor” diye bir TED konuşması yaptı, YouTube’da sadece bir videosu 10 milyona yakın izlendi. Video birçok kişi tarafından paylaşıldı ve o paylasimlarin izlenme oranları buna dahil değil.  Logan 13 yaşında milyonlarca insana ulaşabildi, insanları etkileyebildi ve literatüre “Homeschooling” terimini sokmuş oldu. Onun gibi daha onlarca, yüzlerce çocuk var. Izlemek isterseniz Türkçe ya da ingilizce altyazı seçenekleri var.

Geleneksel yöntemlerin başarıyı garanti etmediğini biliyorlar. Z neslinin %30’dan fazlası lise mezuniyetini bile erteliyor, bırakın üniversiteyi.

Amerika’da çok ırklı çocuklar (farklı ırktan ebeveynlerin çocukları) en hızlı büyüyen grup

Son 30 yılda siyahi ve beyaz evliliği % 400’den fazla artmış durumda.  Asyali – beyaz evliliği % 1000 artmış aynı sürede. Tabii bu da çok dilli ve dolayısıyla kültürlü bir nesil demek bir anlamda.

2020’ye kadar Amerika’daki Z nesli üyelerinin çoğu beyaz olmayacak.

DNA’larinda girişimcilik olduğu söyleniyor

Lise öğrencilerinin %72’si bir gün kendi işini kurmak istiyor.  %61’si ise girişimci olmak istiyor. Bu olumlu gibi görülebilir ama herkes girişimci olursa bulaşıkları kim yıkayacak

Neden bu çocuklar bir alanda uzmanlaşmak istemiyor? Girişimci olmayı istemeleri acaba bir yerde bir alanda uzman olarak çalışmak için gereken eğitim ve deneyim zahmetinden kurtulma düşüncesinden mi kaynaklanıyor yoksa gerçekten bu çocuklar girişimci ruha mi sahip?

Aslında onları girişimci olmaya biraz da büyükler itiyor. “Bir yerlerde senin işini elinden almak isteyen çok çalışkan kişiler var. Facebook gibi Apple gibi Snapchat gibi bir şey yapmazsan yarın köle gibi çalışırsın!” diye diye çocukların bir alanda uzmanlaşma isteğini korelttik bence. Bu sosyal psikolojik konunun üzerinde durulması kanısındayım.

Farkındalık yoksunluğu çekiyorlar

Öğretmenler bu neslin durumsal farkindaliktan yoksun olduğunu, çevreye aldırış etmediklerini söylüyorlar. Ayrıca onlara bir şeyler yaptıramamaktan muzdaripler.

Izlenmek, kontrol edilmek istemiyorlar

Ergenlerin % 25’I 2014’te Facebook kullanmayı bıraktı. Snapchat falan kullanıyorlar. Zaten Facebook artık yaşlı. Anneleri ve babaları Facebook’ta hatta buyukbabalari bile orada. Ne yapsınlar Facebook’ta?

Ekşi sözlük’un neden bu kadar üyesinin olduğu, neden herkesin üye olmaya çalıştığını bu açıklıyor sanırım. Son yıllarda özellikle ergenler üye olmaya çalışıyor. Çaylak entry’lerine baktığımız zaman bunu görüyoruz.

İnsanların çevreye etkileri konusunda çok endişeli görünüyorlar (Sadece görünüyorlar zira söylemekle olmuyor. Yukarıda öğretmenlerin Z Kuşağının farkındalık sahibi olmadığını söylediğinden bahsetmiştim. Dolayısıyla aşağıdaki oranlar pek güvenilir değil. Zaten Dünya Ekonomik forumu da tam aksini söylüyor. Yukarıda bahsetmiştim.)

% 80’i insanların doğaya etkisinden haberdar.
% 90’i kendi geleceği konusunda iyimser
% 70’I çevrenin geleceği konusunda iyimser.
% 78’I donyadaki açlık konusunda endişeli.

Günde 3 saatten fazla bilgisayar kullanıyorlar

% 41’I günde 3 saatten fazla kullanıyor bilgisayarı. Buna akıllı telefon, tablet dahil değil. Sadece bilgisayar kullanımı bu. Ayrıca bu 3 saat bilgisayar kullanım zamanının içinde okul ile ilişkili herhangi bir şey yapmıyorlar. Sadece oyun ve sosyal medya kullanıyorlar.

Egzersiz, spor falan hak getire

6-11 yaş arası çocukların %66’sinin temel eğlence kaynağı bilgisayar oyunları. Yaş skalasini biraz daha açtığımız zaman oran çok büyüyor. Tabii o zaman işin içine sosyal medya da giriyor. Yani çocuklar ve ergenlerin ana eğlence kaynağı arkadaşlarla top oynamak ya da benzeri diğer oyunları oynamak değil. Spor da yok. Dolayisla büyük çoğunluğu akktif değil.

Nesil “YouTube’a bak, kendin-yap!” nesli

Ülkemizde kasap cirakligina meyleden çocukların sayısı artıyor. Bunların çoğunluğunu ergenler oluşturuyor. Nedeni belli. Nusr-et! Tabii sadece Nusr-et değil. YouTube’da birçok kişi yemek yapmayı öğretiyor, “sen de yapabilirsin” diyor. E tabii gençliğin rol modeli anne-baba değil, YouTube ünlüleri. Bu onlara çekici geliyor.

Birçoğu obez

Günde 3-5 saat bilgisayar kullan, egzersiz yapma, bol bol yemek yap ye, ne olur? Obez oluruz. Olduk da…

Guncellenecek…

 

Bunları da beğenebilirsin

Sizin yorumunuz: