İngilizce öğrenmek ve bazı muhteşem kaynaklar – 2

Bu makale, uzun bir zaman önce birinci bölümünü yayımladığım ve olağanüstü görüntülenme sayısıyla beni şaşırtan o makalenin devamıdır. Ingilizce öğrenmek için kitap ya da başka türde kaynak arayan kişilere birinci bölümdeki kaynaklar ile birlikte yararlı olmasını ümit ediyorum.

 

Siteye gelenlerin %99’u, yaklaşık iki yıl önce yayımladığım “İngilizce öğrenmek ve bazı muhteşem kaynaklar” başlıklı yazıya ulaşmış. Gelen ziyaretçiler Google’da “Ingilizce öğrenmek için kaynak, İngilizce kelime öğrenme, hangi kitaptan Ingilizce öğrenmeliyim” gibi aramalar yapmışlar.

Ben de “Madem Ingilizce öğrenmek ile ilgili böyle bir talep var, o halde yazıyı güncelleyeyim, yararlı olabilecek farklı kaynaklara yer vereyim” diyerek önceki yazıyı tekrar kontrol ettim. Ancak ekleme çıkarma yapmak ya da kaynakları değiştirmek için bir neden göremedim. Zira o gün İngilizce öğrenmek için başlangıç kaynakları olarak ne düşündüysem bugün de aynı şeyi düşünüyorum.

Önerdiğim bütün kaynaklar -özellikle anadili Türkçe olanlar için- başlıkta da belirttiğim gibi “muhteşem” hatta bazıları olmazsa olmaz. Neden?

 

 

 

Orada tavsiye ettiğim bir uygulama, örneğin “Duolingo” her ne kadar çok yararlı olsa da yeri başka bir uygulama ya da kaynakla doldurulabilir. Fakat mesela üç bin kelimelik liste ya da dil bilgisi kitabı olan “Grammar in Use”un yeri doldurulamaz. Grammar in Use, tüm dünyada gelmiş geçmiş en fazla satan, en fazla geliştiren dil bilgisi kitabıdır, alternatifleri onun kadar etki göstermemiştir. Üç bin kelimelik liste, “İngilizce öğreniyorum” diyen bir kişinin başlangıç için kesinlikle ama kesinlikle bilmesi gereken, aksi taktirde Ingilizce konuşmasının/okumasının mümkün olmadığı kelimeleri içeriyor. Dolayısıyla onun da alternatifi yoktur.

‘ben, sen, bardak, araba, bilinç, vücut, belediye başkanı, konser, mutluluk, edebiyat, politika, tesadüf, getirmek, kırmak, öpmek, sevmek, süpürmek, doldurmak, sulamak, taslağını çıkarmak, gezinmek’ gibi en azından birkaç bin kelimeyi bilmeden bir dili konuşmak ya da anlamak ne kadar mümkünse işte o listeyi hatmetmeden İngilizceyi öğrenmek de o kadar mümkün.

İkinci bölüm olan bu yazıda ise daha esnek davranacağım ve sadece tavsiye vereceğim. Çünkü önceki kısımdaki kaynaklarla yeterince çalışan ve belli bir noktaya gelen kişi artık kendi öğrenme metodunu geliştirmiş, dilini geliştirmek için kendi yolunu bulmuş kişidir ve hangi kaynaktan nasıl yararlanacağını bilir. İşte bu kişiler öneri olarak buraya bırakacağım kaynaklardan seçip kendi yöntemleriyle çalışarak seviye atlayabilirler.

 

 

Diziden romana, haber sitesinden genel kültür sitesine, sözlükten eğitim platformuna kadar farklı kaynaklar olacak ama bunları sayıca abartıp içinde boğulmayacağız. Hoşumuza gideni (ya da gindenleri) seçip istikrarlı bir şekilde öğrenmeye devam edeceğiz. Birinci bölümün başında vurgulamaya çalıştığım gibi en güçlü silahımız istikrardır, maymun iştahımız değil. Seçiyoruz ve çalışıyoruz. Daldan dala atlamaya gerek yok.

Belli bir kelime dağarcığına sahip olup gerekli seviyede gramer öğrendiğimize göre artık hayatın içinden okuma, dinleme, izleme ve hatta konuşma yapmanın vaktidir. Benim de tembellikten zaman ayırmadığım yazma çalışmasına değinmeyeceğim. Zira her ne kadar en keskin öğrenme yöntemi yazmak olsa da kendi yapmadığım bir şeyi tavsiye etmeyi pek samimi bulmuyorum.

 

Başlayalım!

İngilizce’deki bütün kelimeleri biliyor olsaydık su an bu satırları okuyor olmazdık. Demek ki hangi kaynağı kullanırsak kullanalım, sözlüğe ihtiyacımız olacak. O halde birkaç sözlük tavsiyesinde bulunalım.

 

Sesli Sözlük

İnglizce-Türkçe ya da Türkçe-Ingilizce arama yapabileceğimiz, hem web tarayıcı eklentisi hem de telefona yükleyeceğimiz uygulaması olan, offline modda da idareten işimizi görebilecek sözlük. Anlatmaya gerek yok. Sözlük işte. Kelime yazıyoruz, karşılığını veriyor.

 

Google Çeviri

Evet, şaka yapmıyorum. Herkesin bildiği ve birçok kişinin dalga geçtiği bu çeviri hizmeti bazen çoğu sözlüğün yapamadığını yapabiliyor. Ingilizce öğrenen kişinin imdadına nasıl yetiştiğini örnek bir kelime ile gösterebiliriz. Şimdi kelimemiz “conscious’ olsun. Kelimeyi yazıp bakalım, bize neler sunduğuna göz atalım:

 

 

  1. Kelime en çok hangi anlamda kullanılıyor, gösterdi.
  2. Kelimenin kullanım şıklığına göre hangi anlamlara gelebileceğini gösterdi (bunu yapabilen kaç İngilizce-Türkçe sözlük var?)
  3. Kelimenin İngilizce açıklamasını verdi.
  4. Belki de en yararlısı, kelimenin geçtiği cümle örneklerini bize verdi.

Ayrıca:

  1. Web tarayıcı eklentisi kurulduğu zaman herhangi bir kelimenin üstüne tıklandığında anlamını gösteriyor.
  2. Telefon uygulaması yükledikten sonra metin okurken bir kelimenin üstüne dokununca anlamını veriyor. Bu sayece sürekli sözlük karıştırmak zorunda kalmıyoruz, metne odaklanabiliyoruz.
  3. İstediğimiz dilin dosyasını indirerek sözlüğü offline kullanabiliyoruz. Bedava…

Daha ne yapsın, bilmiyorum. Bizi sevdiğini söylesin, inanmazsak iki takla atsın.

Bir tane de sadece Ingilizce olan nefis bir sözlük örneği vereyim.

 

Vocabulary.com

Kelimeyi aptala anlatır gibi anlatıyor. Farklı alanlarda dünyanın en büyük gazetelerinden güncel örnekler veriyor (güncel olduğunu da bu günlerde sürekli koronavirus ile ilgili cümleleri kullandığını görünce fark ettim). “Farklı alanlarda” dedim, burası önemli. Mesela teknoloji, kültür ya da sanat alanlarından birini seçerek o yönde örnek cümleler okuyabiliyoruz. Yetmediyse bu kelimeyi öğrenme listesine ekleyerek tekrar alıştırmaları yapabiliriz. Yetmediyse kendimize bir hesap açıp kelime listeleri yapabiliriz ya da halihazırda var olan listelerden birini seçerek çalışmaya başlayabiliriz.

Bu sözlükler yeterli. Yetmezse artık bilindik sözlüklerden İngilizce-İngilizce çalışmalar yapılabilir.

 

 

Gelelim haber okumaya.

Şimdi gazeteler bizi sıkabilir. O minicik minicik yazıları okumayacağız, ya da en fazla iki makale okuyup bırakacağız, biliyorum. O halde öyle bir örnek verelim ki, hem dünyadan gelişmeleri takip edelim hem dandik siteler gibi bizi aptal yerine koymasın hem de Türkiyedeki siteler gibi bizi fotoğraf galerisi manyağı yapmasın.

 

Dünya Ekonomik Forumu (WEF)

Şimdi böyle ekonomi falan dedim diye bizi finans terimleriyle boğacağını düşünmeyelim lütfen. Öyle bir şey yok. Afrika’daki çocukların açlık durumundan Filipinler’deki eşcinsellere, Cin’in gelişiminden İranlıların din değiştirmesine, hatta Kamboçya’daki ev kadınlarının üretime nasıl katıldığından ALS hastaları için üretilen yemek kaşığına kadar hemen her konuda okuma yapıp kendimizi ve dilimizi geliştirebiliriz. Ülke, bölge ya da konu bazlı aramalar yapabiliriz, kısa ve bilgilendirici videoları izleyebiliriz. Sosyal medya hesaplarını takip etmek de çok yararlı olacaktır.

Şimdi okuduk, okuduk, bir şey fark ettik: Hala sözlük karıştırıyoruz, konuyu genel olarak anlasak da her önümüze gelen cümleyi ya da cümleciği anlamıyoruz. bu gayet normal. biz okumaya, sözlüğe bakmaya ve baktığımız kelimeleri içinde geçen cümle ile birlikte bir kenara kaydedip öğrenene kadar çalışmaya devam ettiğimiz sürece bilmediğimiz kelime sayısı azalacak, konuyu ve cümleleri çok daha iyi anlar hale geleceğiz. Birinci bölümde ne demiştik? “Bu bir süreç.”

Yavaş yavaş, dedim fakat bunu hızlandırmanın bazı yolları var. O da kelime öğreten ve okuma yaptıran dil kitaplarıyla bağımızı koparmamak. Burada devreye şimdi tavsiye edeceğim bir kelime çalışma kitabı giriyor. Tavsiye diyorum, siz bunun yerine başka bir kitaba da çalışabilirsiniz. Canımız ne istiyorsa…

 

400 Must-Have Words for the TOEFL (Kitap)

Dünyada dil yeterliliğini ispatlamak için en fazla girilen sınav olan TOEFL için hazırlanmış bu kitabı, sınava hazırlanan birçok öğrenci yalayıp yutmuştur. Ekşi Sözlükteki TOEFL başlığına bakılabilir. Evet, çoğu kişi sınava değil Ingilizce öğrenmeye çalışıyor olsa da iyi ki bu sınavlar var zira bu sayede bir sürü kaynağımız da var.

Bu kitap, adından da anlaşılacağı üzere 400 ana kelimeyi öğretmek için hazırlanmış. 40 bölümden oluşuyor. Hesaplayan adam moduna girip günde sadece 10 kelime çalışacağımızı varsayarsak 40 günde bu iş tamam.

Birinci bölümü hakkıyla bitirmiş, binlerce kelimeyi ve onlarca gramer kuralını öğrenmiş birine sadece 400 kelime vaat etmek, bunu da 40 gün gibi uzun bir sürede yapacağını söylemek hakaret gibi duruyor, farkındayım. Ancak kazın ayağı öyle değil. Kitabı hazırlayan abi ve abla bu 40 ana kelimenin farklı versiyonlarını da vermişler.

Mesela kitabın ikinci derste öğrettiği “persevere” kelimesini ele alalım. Bu kelimenin tanımını yapıp cümle içinde verdikten sonra kelimeyle ilişkili diğer kelimeleri de veriyor (bazen bir, bazen iki kelime). Daha farklı anlamlara gelen “persist” ve “persistent” sözcüklerini de görüyoruz ve öğrenmiş oluyoruz. Tabii çalışırsak.

Sadece bu kadar mi? Hayır. Yine aynı kelimeyi örnek verelim. Kelimenin ne anlama geldiğini şöyle açıklamış:

“to keep going, despite obstacles or discouragement; to maintain a purpose” birinci bölümdeki kutsal kaynağımız olan kelime listesini bitiren herkes buradaki kelimeleri biliyor zaten. Ama tut ki mesela “obstacle” sözcüğünü bilmiyorsun. Onu da not ediyoruz ve çalışıyoruz. Kaç etti? 40 yapmaz, 4 kelime.

 

Bitmedi!

Kelimeyi nasıl bir cümle içinde kullanmış, bakalım: “The hikers persevered despite the bad weather and the icy trail.” Yine kutsal kitabımızı zaten bitiren kişinin burada bilmediği kelime yok ama diyelim hiker ne demek, bilmiyoruz. Onu da çalışıyoruz. 5 yapar.

Her derste kısa bir okuma parçası veriyor, mini test yapıyor. Okuma metnine geçmeden önce de öğrenmemiz gereken kelimeler olacaktır, onlara da çalışacağız. Şimdilik yok diyelim ve parçaya geçelim. Parçada da 5 tane bilmediğimiz kelime çıktığını öngörelim. Harikulade!

Bakkal hesabıyla 5 çarpı 10 artı 5 =55 kelime öğreniyoruz bir derste, yani bir günde. Diyelim bir kelimeyi öğrenirken bilmediğimiz 5 değil de 3 kelime çıktı. O halde bu 35 eder ama emin ol çok daha fazla çıkacaktır eğer bu kitabı çalışmaya ihtiyacı olan biri isen. Bu da 40 günde öğreneceğimiz kelime sayısının en az 1400 edeceğini bize gösteriyor (35 çarpı 40)

Hem güzel kelimeler öğreniyoruz hem zevkli okumalar yapıyoruz hem de mini testlerle eğleniyoruz. 40 gün sonra da başka bir seviyeye atlamış oluyoruz. Fantastik!

“E ben bunu başka kitapla da yaparım” diyen kişi, evet, yapabilir. Zaten canı gerçekten onu yapmak istiyorsa bu güzel. Ancak bu kitaptaki kelimeler özellikle seçilmiş, hedefe yönelik. “Hedefe yönelelim” derken başka yere yönelmeyelim.

 

TED (Video / Metin / Ses)

Eğer dünyadaki bütün internet sitelerini engelleyip tek bir siteye giriş hakkı verselerdi mutlaka bu siteyi seçerdim. Kelimenin tam anlamıyla bu dünyada yaşayan ‘herkese’ hitap eden bir platform TED. Bu satırları yazdığım dönem itibarıyla 36 yıldır dünyaya hizmet eden, öğreten hatta dünyayı şekillendiren bir kuruluş. Burada sıradan insanları görebileceğimiz gibi dünyanın en zekilerini, en bilgililerini, en yeteneklilerini görmek de mümkün. İşte bu insanlarla geliştireceğiz Ingilizcemizi. Sadece Ingilizceyi değil kendimizi de geliştirmiş, değiştirmiş olacağız.

Nasıl?

Ben 2 yol önereceğim.

  1. TED’in internet sitesine girilir. Birkaç saat ya da birkaç gün burada vakit geçirilir. Kişi kendine göre seçtiği alanları doğrudan izler, videoların metinlerini indirerek okur, bilmediği kelimelere çalışır, tekrar izler, dinler. Bu yeterlidir.

  2. Lingorank adlı muhteşem web sitesine girilir. Site biraz karıştırılır, bu arada kayıt olunur. Lingorank, Ingilizce öğrenmek isteyenlere TED videolarını zorluk / süre / kelime seviyesine göre sınıflandırarak eğlenceli bir şekilde İngilizce yaptırıyor. Kendi playlistinizi oluşturarak çalışma yapabilirsiniz. Aynı zamanda öğrendiğiniz kelimeleri kaydederek egzersiz yapabilir, kendi ilerleme sürecinizi ayrıntılı bir şekilde görebilirsiniz (IOS kullanıcıları tedisub adlı uygulamayı da mobilde kullanabilirler. Ancak ben lingorank’i tavsiye ediyorum, çünkü bu, kıyas bile yapılamayacak kadar fazla seçenek sunuyor).

TED’den daha başka nasıl yararlanabiliriz? Dediğim gibi TED uçsuz bucaksız bir deniz… Her şeyi bırakıp TED’i kullanmaya devam etsek yine çok iyi yerlere varırız. Okuma yapmak isteyenler TED kitaplarını indirebilirler. Internette milyon tane kaynak var. “Ben türkçe kitap bile okumuyorum, Ingilizce mi okuyacam” diyenler, TED blogunu bu linkten takip edebilirler. Gerçekten çok güzel makaleler var.

 

RT (Haber / Belgesel)

Bu kanal sanırım Rusya destekli. Sürekli propaganda yapıyor gördüğüm kadarıyla. Ama bu bizi ilgilendirmiyor. Harika belgeselleri podcastleri var, biz bunlardan yararlanacağız. Belgesel kanalına bu linkten ulaşılabilir. YouTube kanalı burada https://www.youtube.com/user/RTDocumentaries/videos . Podcast dosyalarını soundcloud üzerinden yayınlıyor. Kendi sayfası üzerinden tüm yayınlara ulaşılabilir, ses dosyaları indirilebilir . Burada. Ses dosyalarının tek ekşi yönü, metin halinde yayımlanmıyor. Belki de ben bulamadım. Dinleme yapmak için iyidir.

 

Tuesdays with Morrie – Mitch Albom (Roman / Sinema filmi)

Yukarıda “roman” dedim diye bir kitap örneği vermek istedim. Amaç kelime öğrenmek, okuma ve anlama hızını geliştirmek, kısacası İngilizce öğrenmekse kitap okumak tabii ki olmazsa olmaz. Milyonlarca kitap arasından bir tane seçip vermek saçma olabilir. Ancak “Ingilizce kelime öğrenmek için kitap” denince benim aklıma direkt Tuesdays with Morie geliyor. Karşıma birbirinden farklı kelimeleri bu yoğunlukta çıkaran başka kitap olmadı. Türkçe adı “Öğretmenim Morrie’yle Salı Buluşmaları” ya da “Morrie ile Salı Buluşmaları” emin değilim. Türkçesini okumadım. İsteyenler Türkce çevirisine bir göz atsın (ya da okusun), hoşuna giderse Ingilizce versiyonuna başlasın. Filmi de var bu eserin. Türkiye’de kitap da film de epey tutmuş sanırım. Hikaye gerçek. Ben bu kitabı sadece örnek olsun diye verdim. İsteyenler kendilerine birkaç tık ağır gelecek kitabı seçip bitirebilirler.

Dosya buraya kadar yazdıklarımın yaklaşık 1800 civarı kelime olduğunu söylüyor. O yüzden fazla uzatmayıp dizilere  değineceğim.

Ingilizce film yerine mutlaka dizi izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu sayede sadece süreklilik sağlanmış olmaz, aynı zamanda metin yazarının tekrar tekrar kullandığı kelimelere, oyuncuların aksanlarına zamanla aşina oluruz.

 

 

 

Tabii ki herkes zevkine göre dizi bulabilir. Gündelik hayattan kelimelerin çok sık geçtiği Friends’i (her ne kadar en sevdiğim dizi olmasa da) şiddetle tavsiye ediyorum. Benim favorim Breaking Bad. Ancak Friends’i bitirmediğim, Breaking Bad’i ise 7 kez bitirdiğim göz önüne alındığında böyle tavsiye edilen dizileri değil, sevdiklerimizi izlememiz gerektiği sonucu çıkıyor 😀 O sebeple tavsiyeleri geçip, kendi zevkimize göre dizi buluyoruz.

Bana kalırsa yukarıdaki kaynaklar yeterli. Sürekli üstünde durmaya çalıştığım şey, yüzlerce kaynak arasında boğulmaktansa az sayıdaki kaynağı verimli ve en önemlisi istikrarlı bir şekilde tüketmek. Ancak biliyorum, birçok kişi -gerçekten öğrenme açlığından mıdır-, daha fazlasını arzuluyor. Bu arkadaslar kendi ilgi alanlarına göre kitap ve/veya dergi ya da blog bulup okuyabilirler, sosyal medyada ilgi duydukları alanlarda gruplara üye olup hem içerik Tüketebilir hem de diğer ülkelerden insanlarla iletişime geçebilirler.

 

Dil öğrenmeye çalışan kişilere bir yerden sonra tavsiye vermek neredeyse imkansız, zira bir dilde belli bir noktaya gelmiş kişi ancak kendi alanında içerik tüketerek ya da üreterek ilerleyebilir.

 

Kimse sizi sizin kadar iyi tanımayacağı için bir noktadan sonra tavsiye veremez, vermemeli de. En iyisi kendi yolunuzu bulmak ve istikrarlı olmak. Zaten birinci bölümde verdiğim kaynakları hakkıyla bitiren kişilerin çoktan bu noktaya gelmiş olması lazım. Lütfen okuduğunuz bölüm ya da ilgi duyduğunuz bir alan veya yeni edinmeye çalıştığınız hobi üzerinden devam edin. Çalıştığınız alan da olabilir bu.

Yukarıda genellikle içerik tüketmek ile ilgili naçizane tavsiyelerim oldu. Çalışmaktan başımı kaldırabildiğim vakti bulabilirsem bir dili en etkili şekilde öğrenme biçimi olan ‘içerik üretmeye’ değineceğim. Öğretmenler ya da pedagoglar her ne kadar dört temel becerinin bir arada geliştirilmesi gerektiğini tavsiye etse de (ve gerçekten en doğrusu bu olsa da) bu her zaman herkes için mümkün olmuyor. Ben bir sıralama yaparak öğrenmenin de mümkün ve hatta bazen daha yararlı olabildiğini düşünüyorum. Bu yüzden üretme (yazma ve konuşma) işlemenin en sona bırakılmasını tavsiye ediyorum. “I love you” cümlesi içindeki kelimeleri ve cümlenin gramer yapısını öğrenmeden bunu yazmamız da söylememiz de (yani konuşmamız) mümkün değil.

 

Teoriği olmayan şeyin pratiği olmaz.

Bu sebeple takipte kalın lütfen. Sosyal medya hesaplarımdan takip ederek üçüncü bölüm yayımlandığında haberdar olabilirsiniz.

 

 

Buraya tiklayarak birinci bolume ulasabilirsiniz.

Buraya tiklayarak Dunyanin En Etkili Kelimelerini Ezberle adli yaziya ulasabilirsiniz.

 

Son birkaç not

  1. Bu yazı sürekli olarak güncellenecek. İsteğe göre (ya da kendi kafama göre) bazı önemli dosyalar ekleyebilirim.
  2. Bu yazının yararlı olduğunu düşünüyorsanız mutlaka sağ tarafta bulunan e-bülten aboneliği kısmına e-mail adresinizi bırakın ki yazının ikinci kısmı yayımlandığında sizi haberdar edebileyim. Ayrıca sosyal medya hesaplarımdan beni takip edin. Bu sayede yeni paylaşımlardan haberdar olmanız daha kolay olur.
  3. Yazıyı yararlı bulduysanız ya da çevrenizdeki kişilerin yararlanabileceğini düşünüyorsanız lütfen sosyal medyada paylaşın. Böylece daha fazla kişi yararlanmış olur.

 

Buradakiler kadar yararlı olabileceğini düşündüğünüz başka kaynak varsa lütfen yorum kısmına ekleyin, insanlar görsünler. Bunlarla ilgili düşüncelerinizi yine yorum kısmına eklerseniz okumak isterim.

 

Sii yu!

Sizin yorumunuz: