Bilgisayar kullanımında işlerinizi hızlandıracak on parmak klavye kullanım rehberi

İnsanın çok az bir çaba ile günümüz şartlarında zamanı kazanabilmesi, zamanı bedavaya alması ve aslında 1 haftalık bir sabrın bile insan hayatını nispeden değiştirebilecek olması mümkün. İşte bu nedenle konumuz 10 parmak. Hatta bazı kişilerin iddia ettiği gibi 9 parmak ama bana göre pratikte uygulansa tam olarak 10 parmak olacak ki asil mesele parmak sayısı değil.

Mesele zaman meselesi, göz ve zihin sağlığı meselesi. ‘Zaman’ diyorum ama bu sözcükten hepimizin anladığı farklı. Benim sözünü ettiğim zaman, tam olarak Tanpınar’in Saatleri Ayarlama Enstitusu”nde bahsettiği zaman (okuyanlar da dahil olmak üzere şimdi konumuzun daha iyi anlaşılması için bu da haftanın kitap tavsiyesi olsun). Hani su “düşün Hayri Irdal düşün. Herkes 1 saniye kaybetse…” diye konunun önemine dikkat çekilen kitap.

Biliyorum, bu satırlar çok az kişiye ulaşacak. Bu kişiler içinden zamanı en azından bu yolla kazanmak isteyen ondan daha az olacak. Bunu isteyip de gerçekten oturup kısa bir zaman kendi sabrını denemek isteyen ya çıkacak ya çıkmayacak. Ancak mesele neydi? Zaman. Bu kadar kutsal bir kavram için yine de söylemeye, tavsiye etmeye değer bulduğum bir konu bu.

Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

A. H. Tanpınar

İçinde bulunduğumuz su dönemde genellikle yaşlılar ve teknolojinin hala gidemediği bölgeleri (dünyanın yarısından fazlası hayatında bir kez bile telefonla konuşmamış) ve engelli insanları hesaba katmazsak herhalde klavye kullanmayan / kullanmayacak olan / kullanamayan çok az insan var. Bir bakkal ya da kasap kimler için varsa herhalde daha fazlası için yine klavye var ve bütün bu insanlar bırakın hızlı yazmayı, daha fazla zamanları olsun isterler. Bu insanların çoğu açıkçası hayatının ne kadarını klavye başında gecirdiklerinden ve gecireceklerinden habersizler. Belki de o nedenle 10 parmak klavye kullanımı ile zaman konusu arasında bir bağlantı kuramıyorlar (bu arada “e ben belki böyle mutluyum, e ben belki bla bla bla” diyen varsa daha fazla zaman kaybetmeden okumayı burada bırakabilir.)

Bir de çok komik bir durum var. On parmak klavye kullanamayan kişilerin büyük çoğunluğu daha hızlı yazdıklarını söylerler. Gerçi biz onların zamanına saygı duyduğumuz için yukarıdaki paragrafta onları uğurladık.

2-3 parmakla yazan kisiler katipler.net adresine girip 70 kelimeyi nasil gecemediklerini bi’ test edip gelsinler, ben burada onları bekliyorum. Oysa on parmak kullanan birinin 140’i görmesi işten bile değil, bir zevk, bir oyun… (Adliyede katip olarak çalışan ve katiplik sınavına hazırlanan yüz binlerce insan içinden bir tane yoktur ki www.katipler.net adresini bilmesin. Bu konu için bu site önemli, birazdan değineceğiz)

“E tamam da ben yıllardır 2-3 parmakla yazıyorum. Bu şekilde alışmışım. Şimdi kim uğraşacak onunla?” diyorsan işte bu yazı tam senin için. Buraya “İşte o iş öyle değil” demeye geldim.

Yıllarca 2-3 parmakla yazdım ben. Pratikte 70 kelimenin üstüne çıkmanın imkansızlığını ve katipler’de pratik yapan insanların nasıl 150 hatta 180 kelime yazdıklarını görünce “hele bi deneyeyim” diyerek başladım. 3 gün yogunlastim, 1 haftada bu yeteneği edindim, 1 ay içinde ne kadar yavaş olursa olsun asla klavyede 2-3 parmakla yazmadım. 1 ayın sonunda her gün daha da hızlanarak yazan muhteşem, seksi parmaklarım vardı. Bir klavyeye, bir ekrana bakmaktan -aslında o zaman farkında olmadığım- göz ve zihin yorgunluğu kalmamıştı.

Hayatımda minimum sabır/çaba ile maksimum faydayı gördüğüm başka bir konu yoktur. Bir haftani çöpe at (ki eğer bu çöpe atmaksa), hayatın boyunca o klavyeyi konforlu kullan. Yıllardır ekmeğini yiyorum.

Bu satırları belki biri daha benim gibi rahat eder, belki bir kişi daha bu güzelliği tadar diye yazıyorum. Internette milyon tane program var, site var bununla ilgili. Ac, 1 hafta yoğunlaş. “Ben günde 30 dk falan çalışırım” diye süreyi uzatma. Olmuyor. Yoğunlaş ve bitir. Yıllar sonra dönüp “iyi ki o yazıyı görmüşüm, iyi ki denemisim” dersin.

Bu kadar kolay ve zahmetsiz, ne bileyim öyle bir müzik aleti gibi yıllar gerektirmeyen, inanılmaz fayda sağlanacak bir kabiliyet için değmez mi?

Klavyesiz yaşamak artık imkansız. O halde bu parmaklar daha iyi olmak zorunda.

 

Ekleme:

Yukarıdaki yazının üstüne kafalarda “Nasil yapacağız? Yolu yordamı yok mudur? Nasıl edinsek bunu?” gibi sorular oluşmuş olabilir. Bu sorulara cevap niteliğinde küçük bir rehber ekleyeyim dedim. Hadi kolay gelsin.

Yazının bir yerinde kelime sayısı falan vermiştim. Bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmek için tekrar alintilayacagim:

“2-3 parmakla yazan kişiler katipler.net adresine girip 70 kelimeyi nasıl geçemediklerini bi test edip gelsinler, ben burada onları bekliyorum sözlük. Oysa on parmak kullanan birinin 140’i görmesi işten bile değil, bir zevk, bir oyun… ”

Sonra da dedim ki “Ben de yıllarca 2-3 parmakla yazdım. Pratikte 60 kelimenin üstüne çıkmanın imkansızlığını ve katipler’de pratik yapan insanların nasıl 150 hatta 180 kelime yazdıklarını görünce “hele bi deneyeyim” diyerek başladım.”

On parmak klavye kullanim

Burada bir dakikada yazılan kelime sayısından değil üç dakikalık kelime sayısından bahsediyorum. Neden? Katipler.net’te zamanında biz hep 3 dakikalık zaman zarfini kullanırdık. Oradan aklımda öyle kalmış, ben de öyle yazdım. Demişim ki “140’i görmesi işten bile değil” şimdi “hele bir girip deneyeyim, nasıl yapacağım” diye girip kendimi test ettim. Sadece bir kez denedim. Bu denemeyi çok uykusuz ve hasta halimle yaptığımı belirtmeliyim. Ona rağmen 1 dakikada 63 yaptım. 3 dakikada 189 kelime eder. Bu halimle bile söylediğim sayının (140’in) çok çok üstüne çıktım. 10 parmak bilmeyen biri girip bir denesin bakalım, bırakın 189’u sadece, 89’u geçebiliyor mu.

Resimde dikkat ederseniz yapılan yanlış sayısını da gösteriyor. % 0 yanlış. On parmak bilmeyen biri genellikle ekrana değil yazdığı klavyeye bakmasına rağmen yanlış yapar. Bilense sıfır hataya yakın yazar, nadiren hata yapar, klavyeye bakmamasına rağmen. Zaten yanlış yapmanın nedeni de aslında klavyeye bakmak.

Çok uzattım, başlayalım!

Öncelikle Hotkey isimli programı indiriyoruz

Çok küçük ama muhteşem bir program. Yıllar önce kullandım. Hala internette var. Az önce”hangi programı önersem” diye bir bakınırken gördüm ve indirip test ettim. Hala eskisi gibi. Benim için de nostalji oldu. Program saniyeler içinde iner. Nette bulamama gibi bir durum söz konusu değil. Gezginler’de var.

Çalışmaya harf harf başlatiıyor. Sen “Ya ben zaten harflerin nerede olduğunu biliyorum, kelimelerden başlayayım” dersen orada yanlış yaparsın. Neden? Harflerin yerini 10 parmak kuralına göre bilseydin zaten şimdi bu satırları okuyor olmazdın, 10 parmak kullanma kabiliyetin olurdu. O yüzden harf harf… Birinci dersten başla.

Program çok basit, seviye seviye gidiyor

Bilal bile bu programla öğrendi, o derece kolay. Dersini çalışırken bir hız göstergesi göreceksin. Her dersi bu hız göstergesi belli bir seviyeye gelene kadar çalış. En bıktırıcı dersleri bile bu şekilde çalışıp ondan sonra bir sonraki derse geç. Bence çok eğlenceli, kendinle yarışıyorsun.

Vereceğim en önemli tavsiyeler

Klavye hayatın boyunca unutmayacağın, riayet edeceğin 3 kural.

  1. Noktalamasız çalış. Yani noktalamayı asla umursama. Sadece yaz. Onları 10 parmaktan sonra daha kolay halledersin.
  2. Bilek (biraz da avucun iç kısmı aslında) asla bir yere temas etmesin. En azından 10 parmak kuralnia göre rahatça yazabilene kadar bu söylediğim şart. Yoksa seni yavaşlatır. Yani klavye üstünde sadece parmaklar olacak. Ilk başta biraz zor gelebilir. Buna dikkat etmek zorundasın [Bilgisayar başında dik oturmanın formülü de bu. Bir dene, göreceksin ;)]
  3. 10 parmak çalışırken hata yaptığın zaman asla ama asla düzeltme. Yazmaya devam et. Bak burası en önemli kısım. Hata yaptığın zaman yazmaya devam et. Düzeltmek için asla geri dönme. Mesela “bilgisayar” sözcüğünü “bilgsayar” ya da “biisayar” yazdın yanlışlıkla. Onu unut. Düşünme. Boşver, asla dönme. Nedenini sonra anlayacaksın.


Dersleri belli bir hızda bitirdik, peki ya sonra ne yapacağız?

Tabii ki Zeki Müren’in bizi görmesini beklemeyeceğiz. Google’a “katipler 10 parmak çalışma” yazıp katipler nete gireceğiz. Senin kendini asıl geliştireceğin yer işte burası. Gerekirse masaüstüne bir kısa-yol oluşturabilirsin ya da açılış sayfası yapabilirsin. Sen bilirsin.

Ne kadar çalışacağız?

Bu bir beslenme biçimi değil. Her gün az az uzun vadede öğrenme tavsiye etmiyorum çünkü yapmayacaksın. Zaten yapamazsın da. Yarım saat, bir saat klavye çalıştıktan sonra Facebook’ta biriyle yazışırken ya da başka bir mecrada klavye kullanırken tekrar 2-3 parmak kullanıma mi döneceksin? Diğer çalıştıkların hep çöpe gider. Bu işin birinci kuralı bu. Çalışmaya başladığın an asla eski kullanıma dönmeyeceksin. Yoksa ilerleyemezsin.

1 hafta sadece yoğunlaş. Bütün zamanını, her şeyini buna ver. Yalnızca bir hafta. Hotkey derslerinin tamamını bitir. Ondan sonra Katipler.net’teki metinlerin tamamını bitir. Bu sitede adliye katipliği için çalışanlar var. Bu kişilerle yarış. Derece yapana kadar çalış. Zaten kendi seviyeni orada göreceksin. O seviyeye geldiysen çalışmayı bırakabilirsin. Artık biliyorsun. Senin de parmakların mucizeler yaratıyor artık. Senin de parmakların harika. Senin de parmakların seksi.

Artık senin de -su an yaptığım gibi- bir metin yazıyorken çok daha az bir zamana ihtiyacın var. Rahatsın. Klavyeye bakmıyorsun. Ekranda hızlıca beliren kelimeler ve cümleler var. Sen sadece çıktıları izliyorsun. Hepsinden önemlisi, gözün ve zihnin yorulmuyor.

Bunları da beğenebilirsin

Sizin yorumunuz: