28. Doğum günü hediyem: 3 günlük Filipinler gezisi – 3

Birinci günü okumak için tıklayın.
İkinci günü okumak için tıklayın.

Yaş 29 oldu. Hatta 30 olacak. Bir yıldan fazla bir zaman önce başladığım bu üçüncü kısmı hala tamamlayamamışım. Günde bir cümle yazsam bile bitirebileceğim yazı hakkında kendimce nedenler belirtsem bunlar bahane olarak algılanacak. Yazının önceki kısımlarını okuyup bu son kısmı sitede göremeyenlerden dileyeceğim özürler kabul olmayacağı için ben doğrudan hatayı telafi etme yoluna gideyim. Umarım bu, hatamı telafi edebilecek bir yazı olur.

Yorucu ama muhteşem üçüncü güne kaçta uyandığımı hatırlamıyorum. Önceki gün erken kalkmayı planladım ancak başarılı olamadım. Oysa hem daha uzun bir gün geçirecektim hem Makiling Dağı’na çıkıp güneşin doğusunu izleyecektim. Olmadı.

Güneşin doğuşunu kaçırmış olsam da pek geç kalktığım söylenemez aslında. Fazla ücret ödememek için otelden zamanında çıkış yapmam gerekiyordu.

Sun City Resort – Los Baños / Laguna / Filipinler

O gün aldığım notları okuyup fotoğraflara bakınca yazdıklarıma inanamadım. Bir günde ne kadar çok yer gezmişim! Hepsini buraya aktaramam tabii. Sadece bende iz bırakan, baktıkça ya da okudukça tekrar orada olmayı isteyeceğim yerlere değineceğim.

Sanırım bu yerlerin başında, daha sonra bahsedeceğim bazı bölgelerin atmosferini var eden ve birçok önemli noktayı içinde barındıran Makiling Dağı gelir. Yukarıdaki fotoğrafta kendini bir parça gösteren yer…

Los Baños / Laguna / Filipinler

Şimdi Makiling Dağını ne kadar anlatsam yazarkenki hislerimi ifade etmeyecek. Bu cümleyi başka bir konuda bir başka yer için kursaydım çok gereksiz olurdu, biliyorum. Zaten birileri çoktan fark edip “Ya drama yapma, sadede gel” demiştir. Fakat olay benim için başka türlü. Bu yazı, belki de hayatım boyunca her hatırladığımda tıpkı şimdi olduğu içimde oluşan burukluğun bir ifadesi olacak.

Yazıyı gözümde büyüten, bir yıldan uzun süre ertelememe neden olan etken, bir türlü ifade edemeyeceğimi düşündüğüm o burukluktu belki. Ancak ben yine de sadede geleyim.

Seyahat öncesi yeteri kadar araştırmadığımdan sanırım Makiling dağında kamp yapıldığını bilmiyordum. Yoksa belki çadır tulum getirebilirdim. Dağın zirvesinde bulunan Ulusal Sanat Merkezi’ne çıkarken yol kenarına kurulmuş çadırları görünce anladım.

Filipinler İzci Toplanma Bölgesi

Tabii dağda kamp kuranlar sadece kampçılıkla ilgilenenler değil, aynı zamanda Filipinler’in izcileriydi. Makiling ile birlikte sürekli hatırlayacağım çocuklar.

Ulusal Sanat Merkezi’ne girmek için geçilmesi gereken kapının hemen yanındaki heykeli görünce durup indim arabadan. Heykel, “izci onuru” anlamına gelen üç parmak işaretiyle birlikte İzci Yasası ve İzci Yeminini bildiren kitabeleri de gösteriyor.

Mount Makiling – Los Baños / Laguna / Filipinler

Heykeli ve kitabeleri incelerken bağırış sesleri duydum. Yakınlarda bir yerlerde hep bir ağızdan bağırıyorlardı ama söylenenleri anlamıyordum. Sesin geldiği tarafa gidince büyük bir izci grubuna rastladım.

Mount Makiling – Los Baños / Laguna / Filipinler

Filipinler’in çeşitli yerlerindeki devlet okullarından liderleriyle birlikte gelmiş izcilerdi bunlar. Kendi çadırlarını, araç-gereçlerini, yemeklerini ve üç gün boyunca yetecek diğer bütün eşyalarını her biri yanında getirmişti.

Mount Makiling – Los Baños / Laguna / Filipinler

İzciler bayrak töreni için izci yeminini okurken kamp alanının bir tarafında bekleyen kişiden aldığım taho, Filipinler’de içtiğim ilk tahoydu.

Bunu ayrıca anlatmama gerek var mı bilmiyorum ama o gün bugündür her tahocu gördüğümde durdurup bir bardak aldığıma göre herhalde o kadar önemlidir.

TAHO – Los Baños / Laguna / Filipinler

Taho, soya fasulyesinden yapılan bir tur içecek. Aslında bunu satan kişiler doğrudan soya fasulyesinden değil soya sütünden yaparlar. Şekersiz tüketildiğinde sağlıklıdır ama pek tadı olmaz. Bu yüzden üstüne dökmek için kahverengi şekeri suda eritirler, her bardağa bir iki kaşık koyarlar. Üstüne de yuvarlak küçük jel parçalarından koyarlar. Her türlü içeceğe koymak istedikleri bu anlamsız jeli ben koydurmuyorum.

Filipinler’de çok sevilir taho. İçmeyen görmedim. Ben bile o zamandan beri içerim. Ucuz da… Ülkenin her yerinde 1 lira civarı bir bardak.

TAHO – Mount Makiling – Los Baños / Laguna / Filipinler

Her sabah evin bulunduğu sitenin girişindeki arkadaşımdan bir büyük bardak taho alıp içerim. Şekersiz sağlıklı dedik ama o zaman da tatsız tuzsuz oluyor, diğer sağlıklı birçok yiyecek gibi.

Kamp alanının kenarına oturup izci çocukları biraz seyredince her şeyi unuttum. Ne kadar şanslı çocuklardı…

Mount Makiling – Los Baños / Laguna / Filipinler

Hayatta en fazla ihtiyaç duyacakları bilgileri, becerileri ülkenin en güzel ormanlarından birinde, Laguna Golü’nun yanındaki Makiling’in tepesinde ediniyorlardı. Doğa’da nasıl kalınacağını, dürüstlüğü, paylaşmayı, dayanışmayı, arkadaşlığı, ekip ruhunu, disiplini, adaleti, organizasyonu ve daha birçok şeyi burada görüyorlardı. Yemeklerini pişiriyorlardı, temizlik yapıyorlardı. Birbirlerine yardım ediyorlardı. Çadırı, yani barınacakları yeri birlikte kuruyorlardı. En önemlisi de diğer insanlar olmadan aslında o kadar da insan olmadıklarını oğreniyorlardı.

Keşke hepimiz bir dönem izci olabilseydik. En büyük eksikliklerimizden biri herhalde budur.

Bizi Ulusal Sanat Merkezi’ne götürecek yolun kapısı 8’de açılınca küçük bir ücreti ödeyip yokuşu tırmanmaya başladık.

Mount Makiling – Los Baños / Laguna / Filipinler

Karşımıza yer yer güzel manzaralar çıkıyordu. Bazen ağaçların arasından Laguna Gölü görünüyordu aşağıda.


St. Marc’s Şapeli

Tırmanırken yolun sağında bir yapı gördüm. Arabayı o tarafa sürünce bunun bir şapel olduğunu anladım. Bu güne kadar gördüğüm en ilginç şapeldi. Hatta bu belki dünyanın en ilginç şapelidir.

St. Marc’s Chapel – Mount Makiling – Los Baños / Laguna / Filipinler

St. Marc’s Şapeli bir Katolik Şapeli. Bu da bize,şapelin ait olduğu bölgenin, yani Filipinler sanat merkezinin, daha doğrusu birazdan değineceğim sanat lisesinin aslında Katolik inancına sahip yöneticilerinin olduğunu gösteriyor. Gerçi bu çok normal çünkü ülkenin %80’i Katolik

St. Marc’s Chapel – Mount Makiling – Los Baños / Laguna / Filipinler

Burada nikah töreni de yapılıyormuş. Filipinler’de bazı kiliselere nikah töreni için çok uçuk ücretler verildiğini duydum. Halbuki burası çok güzel olmasının yanı sıra bedava.

St. Marc’s Chapel – Mount Makiling – Los Baños / Laguna / Filipinler

Şapeli birkaç açıdan gösteren su kısa videoda bir Filipinli nikah töreni var. Kesinlikle izlenmesini tavsiye ederim.

 

Filipinler Sanat Lisesi

Sanat merkezine çıkan yolda bir de Filipinler Sanat Lisesi vardı şimdi aklıma gelen, hatta doğayla iç içe oluşuyla aklımdan hiç çıkmayan.

Philippine High School for the Arts – Mount Makiling – Los Baños / Laguna / Filipinler

Bundan daha güzel kaç tane okul vardır acaba? Türkiye’nin en iyi on okulunu, bir de bunu önüme koysalar, seçim yaparken biraz tereddüt ederdim.

Bunun nedeni sanırım ülkemizin o güzel birkaç okulundan birinde okuyup anı biriktirmemiş olmam ya da belki o okullarda eğitim almış şanslı çocuklardan olmamam. Fakat çocuğum olsaydı ve o güzel liselerden birine giremeseydi Avrupa’sına Amerika’sına resti çekerdim, mutlaka Filipinler’e getirip bir şekilde bu okula yerleştirirdim. Tabii herhangi bir sanat dalında lise dönemine kadar kendine bir şeyler katabilmişse.

Philippine High School for the Arts – Mount Makiling – Los Baños / Laguna / Filipinler

Derslikler ormanın içine dağılmış. Her bölümün öğrencileri kendi alanlarında uzmanlaşacakları stüdyolarda, salonlarda eğitim görüyor.

Philippine High School for the Arts – Mount Makiling – Los Baños / Laguna / Filipinler

Öyle bütün sınıflar aynı binada, okul bahçesinin etrafı dikenli tellerle çevrilmiş, koridorlarına asker gibi nöbetçi hocalar dizilmiş, ellerinde sopa gibi cetveli sallayıp çocukları dizginlemek için korku salma falan yok. Yani ceza evine hiç benzemiyor.

Söylemeseler buranın bir okul olduğunu anlamak zor.

Filipinler’in en yaşanılası birkaç bölgesinden birine kurulmuş okulun öğrenci sayısı fazla değil: 150’den az. Hepsi burslu. Okulun bütçesi sağlam. Devlet her öğrenci için 15,000 Dolar civarında yıllık destek veriyor okula. Herkes yatılı kalıyor. Hem de şu harika yurtlarda!

Philippine High School for the Arts – Mount Makiling – Los Baños / Laguna / Filipinler

Burada görsel sanatlar, tiyatro, yazarlık, müzik, dans gibi alanlarda eğitim veriliyor. Filipinler’in ünlü sanatçılarının çoğu buradan çıkmış, çok önemli konuma gelmişler. Ressamı, oyuncusu, piyanisti, film yapımcısı, mankeni…

Ben bu geziye güya “28’inci doğum günü hediyesi” diye çıkmıştım. Okul bana “keşke 20 yıl öncesine dönebilseydim” dedirtti.

 

Filipinler Ulusal Sanat Merkezi

Fark edileceği üzere Sanat Merkezi’ne giderken birkaç yapıyla karşılaştım. İşin ilginç tarafı, o uzun yolun sonunda öyle beklendiği bir merkezin olmaması.

Okulu geçince Makiling’in tepesine varılmış oluyor. Zirvede sadece boş bir yapı var. Bu yapı herhangi bir etkinlik olduğunda bin kişiyi ağırlayabilecek kapasitede. Bir açık hava tiyatro kompleksi. Tanghalang Maria Makiling diye de biliniyor.

National Arts Center – Los Baños / Laguna / Filipinler

Evet, hepsi bu. Yani sanat adına hiçbir şey yok. Hatta başka bir şey adına da bir şey yok.

Peki buraya insanlar niye geliyor? Benim yaptığımı yapmaya.

Bir kere ben sanat merkezine gideyim diye sabah yola çıkmamıştım. Varmak istediğim yer sanat merkezi denilen yerin bulunduğu nokta olduğu için buraya geldim. Bu sayede hem dağı görmüş oldum, hem yol üstündeki yerleri hem de zirveye çıkmış oldum.

Zirve tamamen boş değil. Gerçekten burada bazı etkinlikler yapılıyor. Ama daha çok, etkinlik takviminin dışında insanlar buraya geliyor. Manzaraya karşı oturmak, Laguna Gölünü doyasıya seyretmek, manzaraya karşı piknik yapmak için. Çünkü bu tepe Calamba’ya, Los Banos’a ve Laguna Gölüne bakan enfes bir yer.

National Arts Center – Los Baños / Laguna / Filipinler

İstemeyerek de olsa zirveyi terk ettik. Sırada Makiling Botanik Bahçesi vardı ama zaman darlığı nedeniyle ondan vazgeçtik.

Yolumuz, bu yazıyı yazarken hiç de değinmek istemediğim fakat yazının başında belirttiğim burukluğun asil nedeni olan Filipinler Üniversitesi Los Banos kampüsüne idi.

Mount Makiling – Los Baños / Laguna / Filipinler

Kıvrımlı yollardan bir süre aşağıya akıp gittik. Okulun Los Banos kampüsü, sahiplik yaptığı bu dağın eteğinde bulunuyor. Yani aşağıya vardığımızda kampüsün içinde kendimizi bulacaktık.

 

Filipinler Üniversitesi Los Baños

İçine girince “Keşke en azından bir yıl su okulda bulunsaydım” dediğim, o andan itibaren aylarca aklımdan çıkmayan, hayaller kurduran, atmosferiyle beni bambaşka diyarlara götüren güzelim eğitim kurumu.

Ülkenin en iyi yüksek öğrenim kurumu olan Filipinler Üniversitesinin Los Banos kampüsü.

University of the Philippines Los Baños / Laguna / Filipinler

Daha önce ana kampüsü gezip beğenmiştim ama orası bence burayla kıyas bile edilemez. Bulunduğu konumdan dolayı böyle diyorum.

Bu arada 37 çanıyla beraber Asya’nın ikinci büyük çan kulesi olan Carillon Tower burada bulunuyor.

Okul tarım, hayvancılık ve ormancılık alanında gelişmiş olsa da birçok disiplinde on lisans, lisans ve lisans üstü eğitim veriyor. Aslında 110 yıldır faaliyette ama resmen kuruluşu yaklaşık 50 yıl öncesine gider. Amerikalı botanikçi olan Edwin Copeland resmen kuruluşu yapmış.

UP Los Baños / Laguna / Filipinler

Çok eskilerden beri Asya’nın her yerinden buraya gelip tarım, hayvancılık, özellikle pirinç yetiştiriciliği alanında eğitim almaya gelirlermiş. Tabii bugün geldikleri nokta, o zaman pirinç yetiştiriciliği öğrettikleri Cin’den pirinç ithalatı yapmak. Çok acınası. Daha da kötüsü, iki bin yıldır pirinç yetiştiren, dünyanın en eski pirinç teraslarına sahip olan bu insanlar pilav yapmayı bilmiyor. Pirinci suda haşlama işlemini bile makine yapıyor.

Bu söylediklerim okulun kötü olduğu anlamına gelmiyor. UP Türkiye’deki birçok okuldan daha iyi. Yani şöyle diyeyim, Türkiye’de bildiğim kadarıyla 150 civarı yüksek öğretim kurumu var. UP 140’ından daha iyi. Sıralamaya baktığım zaman ODTÜ, Boğaziçi ayarında olduğunu görüyorum.

UP Los Baños / Laguna / Filipinler

Okula ait öğrenci yurtları ucuz. Okulun çevresindeki yurtlar ucuz. Civardaki ev kiraları çok uygun. Sebze meyve fiyatı herkesin gücünün yeteceği kadar.

İçimdeki burukluğa gelince, sevgili okuyucu, ben bu okula aşık oldum. İçinde birkaç saat geçirdikten sonra, o havayı soluduktan sonra üstünden aylar geçmesine rağmen aklımdan çıkmadı.

Ve orada yüksek lisans yapmaya karar verdim. Araştırdım, sosyoloji masterı yapacaktım. Kız arkadaşımla konuştum, ailemle konuştum, fikirlerini aldım. Benim için her şey bambaşka bir boyuta evrilecekti Filipinler’de. Yaşadığım yeri değiştirecektim. Hatta başlarım ise güce bile demiştim. Beni en fazla bu mutlu edecekti.

Okulla iletişime geçtim. Ne lazım ne yapmalıyım falan diye epey görüştük. Referans mektubu önemli dediler. Türkiye’deki üniversite ile iletişim kurup belgeleri istedim, geldi. Bu okula gönderdim. Kabul ederiz dediler. Yani her şey tamamdı.

Yapamadım. Filipinler’de uzun bir zaman daha geçirmek zorunda kalacaktım. Bencilce davranıp bunu sırf zevk için her şeyin önüne koyamadım. Yalnız değildim. Hayatta bağlı olduğum insanlar vardı. Burada o kadar zaman kalmayacağımı düşündüm. Hala da düşünüyorum ama bu gidişle kalacağım sanırım. Pişman değilim, sadece üzgünüm.

Keşke yurt dışı eğitimi düşünen kişiler burayı da göz onunda bulundursalar. Sen dünyanın parasını batılı ülkelere savurma aşkıyla tutuşurken ve aslında o fırsatı da bulamazken Asya’daki birçok şeyi kaçırıyorsun sevgili okuyucu. Dünya Asyayı ıskalıyor gerçi, sen de haklısın.

Kampüsle ilgili bazı efsaneler var. Bunlardan hoşuma gidenleri yazıp linkini burada paylaşırım. Benim burada okuma fikri de efsane oldu ama o konuya bir daha hiç girmeyelim mümkünse.

 

Milka Crema / Filipinler Carabao Merkezi

Carabao, sadece Filipinler’de bulunan bir tür manda. Çok severim kendisini.

Durduk yere sevmedim tabii. Sütünden yapılan bazı ürünlere bayılıyorum. Bunların başında dondurma geliyor.

Şimdi dondurmanın konumuzla sadece uzaktan ilgisi var. Maraş dondurması haricinde Carabao sütünden yapılandan daha güzel bir dondurma yemedim. Neye dayanarak böyle diyorum? Bana “meyve dışında Filipinlerde tekrar yemeyi en çok istediğin şey ne” diye sorsalar, bir an bile düşünmeden “Dondurma” derim, ama carabao sütünden yapılmış dondurma.

Arce Dairy Coffee Crumble

Ülkeye gelen turistler sanırım henüz bunu keşfedemediler. . Gerçi birçok Filipinli bile keşfedememiş. Tuhaf. Kahveli kajulu karışık olanı tartışmasız lezzet.

Tek bir firma üretiyor bunu: Arce Dairy Her yerde de bulunmuyor. Bazı marketlerde var. Bu yazıyı okuyan kişiler şanslılar (tabii buraya kadar okudularsa), Filipinler’e geldiklerinde tatmaları gerekenlerden birini biliyorlar.

Dondurmadan sonra yediğim en iyi carabao sütü ürünlerine de işte bu okulda rastladım.

Okulun içinde bir carabao merkezi var. Merkez, kendi ürettiği süt ve süt ürünlerini burada uygun fiyatla satıyor.

Philippine Carabao Center Los Baños / Laguna / Filipinler

Manda yoğurdundan peynire, dondurmadan ete, tereyağından süte kadar her şey var.

Philippine Carabao Center Los Baños / Laguna / Filipinler

Ben pek böyle çilekli süt falan sevmem ama tavsiye üzerine hem çikolatalı hem çilekli aldım. Ne kadar beğendiğimi burada yazmayacağım çünkü lezzetini burada tarif edebilecek kadar kalemim güçlü değil.

Su pastilleri de çok beğendim. Ülkede en iyisi burada satılıyor.

Philippine Carabao Center Los Baños / Laguna / Filipinler

Burada okusaydım herhalde gideceğim yer kantin değil Carabao Merkezi olurdu. Süt ürünü ihtiyacımı her gün buradan karşılardım. Bir buçuk yıl oldu oraya gideli, o zaman orayı gezerken de bunu hayal etmiştim şimdi de hayalimde.

 

Döner Dürüm?

Kampüsün ana kapısından çıkarken, hemen dış tarafta küçük bir kulübe gördüm. Üstünde “DÖNER DÜRÜM shawarma” yazıyordu.

Los Baños / Laguna / Filipinler

Bir an telaşa kapıldım. Bir yıldan uzun zamandır döner ya da başka bir Türk yiyeceği yemiyordum. Bu kadar kenarda kıyıda pat diye karşıma çıkınca çok şaşırdım. Heyecanlandım. Hemen arabayı park edecek bir yer aradım. Yan taraftaki AVM’nin otoparkı için güvenliğe yalvar yakar 5 dakika izin alıp döner kulübesine döndüm.

Tam bir hayal kırıklığı! Adından başka hiçbir şeyin dönerle uzaktan yakından alakası yoktu. Hayatımda bu kadar rezil kepaze döneri başka yerde görmedim. Şimdi nimete de böyle laf edilmez tabii ama pek nimete benzer tarafı yoktu. Arkadaşım yedi. “Yenilebilir” dedi. Der tabii, Filipinli o.

Los Baños / Laguna / Filipinler

Kulübedeki satıcı kıza buranın sahibini sordum. O da Flipinler’deki birçok Türk girişimci gibi dükkanı çalışana bırakıp gitmiş. Filipinler’de denk geldiğim Türk işletmelerin hiçbirinde Türk yoktu.

Makiling Dağındaki botanik bahçesine bile uğramamışken bu zaman darlığında dandik döneciye uğramak için otopark aradığım zamana mi yanayım, güvenlik görevlisine 5 dakika için yalvardığıma mi yanayım, yoksa bur Türk yiyeceğinin bu kadar berbat biçimde yapılıp satılmasına mi, bilemedim.

 

Yolumuz Tagayta’ya idi. O zaman oraya kaçıncı kez gidişimdi, bilmiyorum. O günden sonra kaç kez gittiğimi de hatırlamıyorum. Oysa ilk gittiğimde “Himm… Burası mıymış?” deyip son kez orada bulunduğumu sanmıştım. Çok uzun zaman önceydi. Tabii o zaman Tagaytay’a farkında olmadan defalarca gitmek isteyeceğimi çok sonra fark edecektim.

İşte bu nedenle, yani defalarca gittiğim için bütün deneyimlerimi bir videoda ya da bir başka yazıda anlatmak istiyorum. Tagaytay benim için bunu hak edecek kadar özel ve önemli bir yer. Bu sayfada anlatacak olursam hem konu bağlamından çıkar hem yukarıdaki yazı uzunluğu kadar bir yazı eklenmiş olur. Buraya kadar okuyanlar zaten daha sonra aşağıya bırakacağım videoyu izlemek isteyecekler ya da yazının bulunacağı linke tıklamak isteyeceklerdir.

Kendine iyi bak sevgili okuyucu.

Bunları da beğenebilirsin

Sizin yorumunuz: